top of page
SON_ATÖLYE POSTERİ_TÜRKÇE_final.jpg

IAPS-CS Kültür ve Mekan Buluşmaları 5 Tasarım Atölyeleri Temaları Açıklandı!

"Antroposen’de palimpsest kentlere çoklu ekolojik bakışlar" ana teması çerçevesinde gerçekleşecek IAPS-CS Network Kültür ve Mekân Tasarım Atölyesi 5, “Antroposen’de kent” fikrini ve İstanbul’u yalnızca bir kriz alanı değil, aynı zamanda bir yeniden düşünme ve yeniden yazma eylemi olarak ele alır. Katılımcılar, geçmişin izleri, bugünün kırılmaları ve geleceğin olasılıkları arasında gezinen sezgisel ve eleştirel bir düşünsel yolculuğa davet edilir; kentsel deneyimlerinden yola çıkarak bu çağın yeni dillerini, imgelerini ve tahayyüllerini üretmeleri beklenmektedir.

Atölye Temaları:

1_R_Su Eşiği.jpg
2_R_Görünen ve Gizlenen Katmanlar.jpg
3_R_dokunsu bakışlar, parmaksı gözler, karınsı kulaklar.jpg
4_R_İzlerden Kolektif Geleceklere.jpg
5_R_Kente Teknolojik Aracılıkla Bakmak.jpg
6_R_YerAltı-ve-YerUstuArasında.jpg
7_R_Pas, Bellek ve Tugla.png
8_R_Emsal Dışı.jpg
9_R_Haliç’in İnsansız Adaları.png
1_R_Su Eşiği.jpg

// A1

Su Eşiği

Su Eşiği: İstanbul’un Çok Katmanlı Su Ekosistemi ve Su Yapıları, Antroposen çağında kentsel ekoloji, hafıza ve mekânsal üretim ilişkilerini, kent ve ekosistemler arasındaki eşiksel yapılar üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlar. International Association for People-Environment Studies – Çalışma Ağı kapsamında kurgulanan bu dört günlük program, su ile şehrin kurduğu eşikleri: suyu taşıyan, biriktiren, bölüştüren ve iz bırakan su yapılarının ekosistemler üzerinde kurduğu ilişkiler üzerinden araştırır. Atölye, İstanbul’un su ile ilişkisini altyapısını oluşturan sarnıçlar, su kemerleri, çeşmeler ve modern arıtma tesislerini birbirine bağlayan ekosistem üzerindeki süreklilik ve kırılmalar üzerinden okur. Bu yapılar arasındaki süreklilikler ve kırılmalar, kentin su ekosistemini yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda insan ve insan-olmayan aktörlerin birlikte ürettiği çok katmanlı bir eşikler ağı olarak görünür kılar. Antroposen’in yarattığı ekolojik baskılar, su döngüsündeki kırılganlık ve kentsel dönüşüm süreçleri bu eşiklerde kesişen ilişkiler üzerinden tartışmaya açılır.
Yöntem olarak atölye; saha yürüyüşü, görsel-işitsel kayıt, kolektif haritalama, nesne toplama ve spekülatif tasarım pratiklerini bir araya getirir. İlk gün, katılımcılar İstanbul’un su kültürü ve ekolojik altyapısı ile tanıştırılır; üretim aşamasında kullanılmak üzere bir malzeme arşivi oluşturulması için süreç boyunca atık su malzemeleri (plastik şişe vb.) toplanır. İkinci gün, Fatih ve çevresinde bir rota üzerinde Valens Su Kemeri, Gülhane Sarnıcı, çeşmeler ve Yenikapı Su Arıtma Tesisi gibi su yapılarına gidilerek, bu yapılar arasındaki mekânsal ve ekolojik eşikler gözlemlenir; ses, fotoğraf, eskiz ve video ile saha notları üretilir. Üçüncü gün, toplanan veriler kolektif olarak analiz edilerek İstanbul’un su sistemi bir ilişkisel ağ olarak yeniden okunur; geçirgenlik, döngüsellik ve kırılganlık kavramları üzerinden spekülatif tasarım eskizleri geliştirilir. Son gün ise tüm birikim, atık malzemelerin yeniden kullanımıyla kolektif bir üretime dönüşerek geçici bir “su eşiği imgesi” kurar. Bu üretim, sabit ve temsilî bir nesne olmaktan ziyade; süreç, karşılaşma ve birlikte yapma hâli üzerinden oluşan bir ekolojik yerleştirme olarak ele alınır.
Atölye, kenti tamamlanmış bir form değil; sürekli yazılan, eklemlenen ve genişleyen bir palimpsest olarak okunur. Katılımcıları, İstanbul’un su sistemleri üzerinden ekolojik bellek, kırılganlık ve geleceğe dair çoklu tahayyüller üretmeye davet eder.

Yürütücüler: Eda Şarman

a1
eda şarman.jpeg
a2
2_R_Görünen ve Gizlenen Katmanlar.jpg

// A2

Görünen ve Gizlenen Katmanlar: İstanbul'da Antroposen'in Mekansal Temsil Politikaları

Bu atölye, “antroposen” bağlamında İstanbul’un sanat, mimarlık ve kentsel temsil alanlarında nasıl yeniden kurgulandığını incelemeyi, bu temsillerin görünür kıldığı ve gizlediği politik, ekonomik ve ekolojik katmanları açığa çıkarmayı amaçlar. Palimpsest kent fikrinden hareketle temsil, yalnızca mevcut gerçekliği yansıtan bir araç olarak değil, kentsel gerçekliği yeniden üreten aktif bir katman olarak ele alınır.


Antroposen çoğu zaman “insanın gezegen üzerindeki etkisi” olarak tanımlanır. Ancak bu yaklaşım, ekolojik yıkımın sorumluluğunu tüm insanlığa eşit biçimde dağıtarak, bu süreçlerin arkasındaki eşitsiz güç ilişkilerini görünmez kılma ve sorumluluğu anonimleştirme eğilimindedir. Antroposen anlatısı çoğu zaman toplumsal, politik ve ekonomik farklılıkları askıya alan homojen bir “insanlık” fikri üretir, böylece ekolojik krizin ortaya çıkışındaki yapısal eşitsizlikler geri plana itilir. Özellikle hafriyatçı endüstrilerin yükselişi, mega projeler, kentsel dönüşüm politikaları ve sermaye odaklı mekânsal müdahaleler, İstanbul’da Antroposen’in etkilerini eşitsiz biçimde üreten başlıca aktörler arasında yer alır*. 
Bu atölye, Antroposen’i tekil ve homojen bir “insanlık” anlatısı olarak değil, politik, ekonomik ve kültürel gücü elinde bulunduran belirli aktörler tarafından yönlendirilen çok katmanlı bir süreç olarak okumayı önerir. Bu bağlamda temsil, yalnızca krizleri görünür kılan bir araç değil, aynı zamanda hangi aktörlerin merkezde tutulduğunu, hangi ilişkilerin gizlendiğini ve hangi gelecek tahayyüllerinin meşrulaştırıldığını belirleyen politik bir alan olarak ele alınır.
Atölye sürecinde aşağıdaki sorular tartışmaya açılır:

  • Antroposen İstanbul’da kimin hikâyesi olarak temsil ediliyor? 

  • Hangi aktörler görünür kılınırken hangileri sistematik olarak dışarıda bırakılıyor? 

  • Mimarlık, sanat ve medya temsilleri ekolojik krizi nasıl estetize ediyor? 

  •  “Sürdürülebilirlik”, “dirençlilik” ya da “yeşil dönüşüm” gibi söylemler hangi politik ve ekonomik ilişkileri görünmez kılıyor? 

  • Temsil, sorumluluğu nasıl dağıtıyor, anonimleştiriyor ya da yeniden kurguluyor? 

  • İstanbul’un hangi mekânsal katmanları sürekli görünür hale getirilirken hangileri siliniyor, bastırılıyor ya da arka plana itiliyor? 

Atölye, Antroposen’i yalnızca çevresel bir durum değil, aynı zamanda görsellik, temsil ve estetik rejimleri üzerinden işleyen politik bir kurgu olarak tartışmaya açar. “Sanatın Antroposeni” tartışmalarından hareketle, mesele yalnızca ekolojik krizlerin görselleştirilmesi değil, tam da bu krizleri görünür kılma biçimlerinin hangi estetik ve politik mekanizmalar aracılığıyla üretildiğinin sorgulanmasıdır. Bu nedenle temsil, pasif bir kayıt alanı olmaktan ziyade, krizleri biçimlendiren, yöneten ve dolaşıma sokan bir katman olarak ele alınacaktır.
Katılımcılar, güncel görsel ve metinsel temsilleri inceleyerek İstanbul’daki Antroposen anlatılarının nasıl kurulduğunu analiz edecek, bu temsillerin estetik tercihleri, eksiltmeleri ve görünmez kıldıkları üzerinden alternatif temsil stratejileri geliştirecektir. 

Katılımcıların kişisel bilgisayarları veya tabletleri ile atölyeye gelmeleri beklenmektedir.

*Eray Çaylı, (2023), İklimin Estetiği: Antroposen Sanatı ve Mimarlığı Üzerine Denemeler, Everest Yayınları, İstanbul.

Yürütücüler: Arzu İL VAROL, Ebru YETKİN KARABAĞ

arzu il varol.jpeg
ebru yetkin karabağ.jpg
a3
3_R_dokunsu bakışlar, parmaksı gözler, karınsı kulaklar.jpg

// A3

dokunsu bakışlar, parmaksı gözler, karınsı kulaklar: aynı gözle bak(a)mamak

Bu atölye kar odaklı eylemlerin dönüşen yerin hikayelerine dahil olduğu uzak-yakın bir yerde geçer. Bir araya gelen çoğul ve parçalı gözler, kulaklar, parmaklar, dokungaçlar, karınlar, bacaklar, diller bedensi becerilerle bu hikayelere yaklaşmaya çabalar. Bilmek ve bilmemek arasında bir yerde, gözler, kulaklar, parmaklar, dokungaçlar, karınlar, bacaklar, diller özneleri değiştirir; ve başkalaşan bakışları - bilmeleri ve bilmemeleri - kaydeder.

“Frii-iii-er-frii-ii-frii” s.13
“Viginn viginn vigi gıd gıd vıgank” Zamansız / Tekin, 2022, s.18

İnsan odaklı bir bakış içerisinden dönüşmeye devam eden Sazlıdere Havzasında, havzanın çoklu ekolojileri içerisine konumlanarak, çoklu bedenler, zamanlar, ölçekler, anlatılar ve duyular arası bir ilişkilenme hali geliştirmeye niyet eder. Sazlıdere Havzası’na konumlanma hallerini çizimle arayan, kaydeden ve hayal eden deneme serileri önerir. Arama ve kaydetme halleri, farklı bedenlerin farklı duyularıyla yerle birlikte çoğalırken; çizimi, insandan-daha-fazlası bir dünyanın kolektif, kısmi ve anlık bir tezahürü olarak düşler. Sazlıdere Havzası’ndaki çoklu ekolojilerle birlikte o anda o yerde kurulan konumlanma hallerini egemen/baskın duyuların ötesinde çizimle düşünmeye davet eder.

“Çarp çarp çarp! Dağdan balıkçıllar iniyor bulut halinde, siyah gagalı siyah bacaklı, kuş yurdunda bir tören toplaşması var sanki, duyuyorum çığlıkları, kanat kanada vermiş havayı dövüyorlar, evet, Tak tak tak civoyk civoyk civoyk!” Zamansız (Tekin, 2022, s.25)

Kuşlar, sazlıklar, beton deresi, rüzgar, toprak kokusu, inşaat sesleri usulca dokunurken, yer dönüşürken, dalgalar titreşirken, karıncalar taşırken, kuşlar kanatlanırken, yerin kulakları filizlenirken neler çoğalır?
“Tak tak tak, Korr Korr Korr Civoyk Civoyk Civoyk” s.22
“Vii vii viii Vick vicik vicik” Zamansız / Tekin, 2022, s.25

Kayıt-Kayıp: kaydedenler, kaydetmeye niyet edenler, kayıt edilemeyenler, kaybedenler, kaybolanlar. kayıt enstrümanlarıyla ve çizimle üretmek - yerin başka bir kayıdı - kamera (bakışı çoğaltan, bozan, konumlu hale getiren, bedenli ‘büyülü gözler’), optik aletler (farklı lensler - mikroskop, motosiklet kamerası, dijital mikroskop, ev kamerası, balık-gözü lens). Dokunsu bakışlar, parmaksı gözler ve karınsı kulaklar…

“Sısssssss-sss fırıl- fırıl -fırızzz fır [...] s.38
“Cıp cıp cıp! Kıkır kıkır hah hah ha! [...] s.41
“Rogg rogg rogg! Frii-iii-er-fri-iii-fri! Zamansız / Tekin, 2022, s.45

gözümü suya dayadım, uzadı, kesildi, kamerayı karnımda taşıdım, gözümü mikroskopa dayadım, ki görüntü küçülüp-büyüdü, ge-

*Bu atölye öncelikli olarak Mimarlık Bölümü 2. ve 3. sınıf öğrencilerine yönelik düşünülmektedir. Tartışmalar ve üretimler İstanbul, Sazlıdere Havzası’nda yerle birlikte başlayacak ve 8-11 Eylül tarihleri boyunca kolektif bir üretimle devam edecektir, bu sebeple yüz yüze birlikte üretmeyi hedefler.

 

Yürütücüler: İpek Avanoğlu, Elif Adıgüzel, Bahar Avanoğlu

ipekavanoglu_lee.jpg
elif adıgüzel.jpg
BaharAvanoglu.jpg

// A4

İzlerden Kolektif Geleceklere: Karaköy’ün Kentsel Katmanlarında Ekolojik Senaryolar

Antroposen çağında kent, tamamlanmış ve sabit bir fiziksel bütün olmaktan çok, insan ve insan dışı aktörlerin birlikte biçimlendirdiği, sürekli yazılan, silinen ve yeniden kurulan çok katmanlı bir yapı olarak okunur. Bu çağda kentsel alanlar, yalnızca geçmişin izlerini taşıyan mekânlar değil, aynı zamanda iklim krizi, ekolojik kırılganlıklar ve toplumsal dönüşümler karşısında yeniden tasarlanması gereken potansiyel zeminlerdir. Bu bağlamda İstanbul, tarihsel sürekliliği, yoğun kentsel baskıları, kıyı ilişkileri, ekolojik hassasiyetleri ve gündelik yaşam pratikleriyle güçlü bir palimpsest kent örneği sunar. Karaköy ise bu katmanlı yapının yoğunlaştığı bir kentsel kesit olarak, geçmişin mekânsal izlerini, bugünün kentsel gerilimlerini ve geleceğin ekolojik dönüşüm olasılıklarına yönelik tasarım potansiyellerini aynı anda taşır.
“İzlerden Kolektif Geleceklere” atölyesi, Karaköy’ü bu çok katmanlı yapı üzerinden yeniden okumayı amaçlar. Atölye, alan gezisi, yüz yüze stüdyo çalışmaları ve uzaktan yürütülecek hibrit atölye oturumlarından oluşan bir süreç olarak kurgulanır. Katılımcılar, Karaköy içinde seçecekleri alanları yerinde gözlem, belgeleme ve mapping çalışmaları aracılığıyla analiz edecek; fiziksel, sosyal, ekolojik ve duyusal katmanları bir araya getirerek alanın mevcut durumuna ilişkin çok boyutlu bir okuma geliştirecektir. Sokaklar, eşikler, boşluklar, sert yüzeyler, kıyı arayüzleri, geçici kullanımlar, malzeme izleri, gölge, ısı, su, bitkilenme ve gündelik hareketlilik örüntüleri, bu okumanın temel bileşenleri olarak ele alınacaktır.
Bu izler yalnızca geçmişe ait kalıntılar olarak değil, 2050 İstanbul’u için üretilecek alternatif gelecek senaryolarının başlangıç noktaları olarak değerlendirilecektir. Katılımcılar, alan okumalarından hareketle iklimsel dayanıklılık, ekolojik onarım, kamusal yaşam, döngüsel kaynak kullanımı ve kolektif mekân üretimi gibi temalar üzerinden olası dönüşüm senaryoları geliştirecektir.
Süreçte yapay zeka, yalnızca bir görselleştirme aracı olarak değil, spekülatif düşünceyi genişleten, alternatif mekânsal olasılıkları görünür kılan ve insan tasarım sezgisiyle birlikte çalışan bir üretim ortağı olarak konumlandırılır. Katılımcılar, yapay zeka destekli çıktıları eleştirel biçimde değerlendirerek, insan yorumunu ve dijital üretimi bir araya getiren hibrit tasarım müdahaleleri geliştirecektir.
Atölyenin amacı, Karaköy’ün kentsel katmanlarını yalnızca korunacak ya da dönüştürülecek fiziksel izler olarak değil, ekolojik ve toplumsal ilişkilerin yeniden kurulabileceği potansiyel bir zemin olarak ele almaktır. Böylece çalışma, kentsel dönüşümü fiziksel yenilemenin ötesinde, geçmişin izlerinden hareketle daha dayanıklı, kamusal, sürdürülebilir ve kolektif geleceklerin tasarlanabileceği eleştirel bir alan olarak tartışmaya açar.

Yürütücüler: İdil Erdemir Kocagil, Mehmet Emin Bayraktar

a4
4_R_İzlerden Kolektif Geleceklere.jpg
idil erdemir kocagil_foto_IAPS-CS.jpg
mehmet_emin_bayraktar.png

// A5

Kente Teknolojik Aracılıkla Bakmak: Antroposen'de Kenti Ölçmek Üzerine Bir Atölye

“Bir şapkaya, otomobile veya asaya alışmak, onlara yerleşmektir veya tersten söylersek, onları kendi bedenimizin hacmine katmaktır.”
— Maurice Merleu-Ponty, Algının Fenomenolojisi

Bir alete yerleşmek, dünyayı onun aracılığıyla ölçmeye başlamaktır. Ve antroposen, en derin anlamıyla bir ölçme krizidir. Çağın başlangıç tarihinin kendisi bile bir ölçme tartışmasıdır: 1610 mu, 1784 mü, 1945 mi, 1950 mi? Her tarih farklı bir ölçü aletiyle bulunur ve her biri farklı bir suçlu, farklı bir sorumlu, farklı bir politika önerir. Kent ölçeğinde de durum farklı değildir: bir mahalleyi yoğunlukla, ışık kirliliğiyle, hava kalitesiyle ya da kuş geçiş güzergâhıyla ölçtüğünüzde, ortaya dört farklı kent çıkar. Bir kıyıyı resmî sınırıyla, su havzasıyla, mikroplastik birikimiyle ya da bir leyleğin termal akıntılarıyla ölçmek, dört farklı İstanbul üretir. Hangi alet seçildiyse o kent görünür hale gelir; geriye kalanı silinir.
Bu, masum bir teknik mesele değildir. Don Ihde'nin postfenomenolojik kuramı ışığında düşünüldüğünde, ölçü aleti dünyayı bize aracısız sunmaz; dünyanın belirli bir kısmını bizim için aralar ve aralanan kısmı bir tür çeviri olarak okumamızı ister. Aleti değiştirmek, çeviriyi değiştirmektir. Husserl'in fenomenolojik çerçevesinde ise her algının bir ufuk yapısı vardır: görünür kılınan kadar görünmez bırakılan bir alan da o algıya içkindir. Buna göre ölçü aleti, dünyayı bulmaz; onun bir kesitini açar.
Bu çerçevede palimpsest kent, üst üste binmiş ölçümlerin biriktiği bir alandır. Bir sokağın farklı dönemlerde, farklı aktörler tarafından, farklı birimlerle ölçülmesi katmanlar oluşturur; bazıları görünür kalır, bazıları silinir, bazıları hâlâ ima edilir. İstanbul gibi katmanlı bir kent, bu ölçü-katmanlarının çoğul gerilimleriyle yaşar.
Atölye boyunca katılımcılar, İstanbul'un seçilmiş bir parçasını dört farklı ölçme rejimiyle deneyimleyecekler: bedenin ölçüsü, makinenin ölçüsü, zamanın ölçüsü ve insan-olmayan aktörlerin ölçüsü… Her rejim, kenti farklı bir ufuktan aralar: beden onu duyusal yakınlıkla, makine sayısal soyutlamayla, zaman süre ve birikimle, insan-olmayan aktörlerse bizim duyu eşiğimizin dışında kalan ritimlerle kayda geçirir. Hiçbiri diğerinin daha doğru ya da daha eksik bir versiyonu değildir; her biri başka bir kenti var eder.
Atölye sonunda aynı mekânın ölçek-uyumsuz, çatışan ve yan yana duran çoğul ölçüm portreleri ortaya çıkacaktır. Ekiplerin birbirlerinin ölçülerine yaptıkları yorumlardan oluşan bağ katmanı, yalnızca mevcut uyumsuzlukları göstermekle kalmayacak; palimpsestin henüz yazılmamış katmanlarında hangi çoklu-ekolojik ve mekânsal olasılıkların filizlenebileceğine dair açık uçlu, spekülatif kentsel tahayyülleri sunacaktır.

 

Yürütücüler: Gülbin Lekesiz, Can Müezzinoğlu

5_R_Kente Teknolojik Aracılıkla Bakmak.jpg
a5
gulbin_lekesiz-2.png
can_muezzinoglu_vesikalık.png
6_R_YerAltı-ve-YerUstuArasında.jpg

// A6

Yer Altı ve Yer Üstü Arasında

YER ALTI/ YER ÜSTÜ 
Dünya gezegeninde, canlı veya cansız herşey birbiri ile ilişki halindedir. Yerin üstündekiler ve yerin altındakiler, zihnin sınırlarında olduğu gibi birbirilerinden kopuk değildirler. İnsanmerkezci bakış açısı, insan-hayvan, bitki-hayvan, yer altı-yer üstü, kültür-doğa, kent-doğa gibi pek çok ikiliğe temel oluşturur. 
Toprağın altı ve toprağın üstü; yağmur suyu döngüleri; enerji-madde-canlı akışları aracılığıyla bağlantısallık içerir. Ekolojik ilişkiselliğin perspektifinden, yerin üstü ve yerin altı, birbiri ile ilişki halinde olduğu gibi; toprağı dönüştüren insan ve insan yapımı yapılaşma biçimleri de; toprak, hava, su ile bağıntısallık içindedir. 
Kentsel mekan, insan yapımı yapılaşma biçimleri ile insanolmayan doğa arasındaki ilişkilerden; gerilimlerden; sınırlandırmalardan ve ekolojik potansiyellerden; bir aradalıklardan oluşmaktadır.
Atölye çalışmasının amacı, İstanbul’un Kadıköy İlçesi, Feneryolu-Göztepe-Erenköy Mahalleleri kapsamında, belirlenmiş bir alanda; kentleşme biçimleri ile doğa arasındaki ilişkileri analiz etmek, mevcut durum ve geleceğe dair öngörü ve önerilerde bulunmaktır. 
Kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle hızlı bir değişim yaşayan bu bölge; mevcut bahçelerini; ağaçlarını, bitkilerini, kuşlarını kaybetmektedir. Geçmişte insan ve bahçe arasında kurulan ilişkiler sınırlandırılmakta; yerini çim ve sert zeminlerden oluşan kısır peyzajlar almaktadır. 
Yer altı/ Yer üstü Atölye Çalışması, mimarlar, peyzaj mimarları, tasarımcılar ve farklı disiplinlerden herkesi, kentin insanolmayan sakinlerini gözlemlemeye, dinlemeye, anlamaya davet etmektedir. Bu sakinlerin, kent mekanının parçaları; sokaklar, duvarlar, binalar ile nasıl ilişkiler kurduklarını anlamak; eski yapılaşmalar ve yeni yapılaşmaların yer altı ve yer üstünde; insanolmayan yaşam ile kurdukları ilişkileri analiz etmek atölyenin temel amaçlarındandır. Atölye çalışması aynı zamanda, kentin ekolojik geleceğine, insanolmayan yaşamla kurulacak bağlara- bir aradalıklara- ortak yaşam biçimlerine dair potansiyellere ve olasılıklara dair bir kapı aralamayı ummaktadır. 
Atölye çalışması, üst ölçek ve yakın ölçek olarak iki tip analiz yöntemi kullanacaktır. Üst ölçekte, uydu fotoğrafları ve halihazır çizimlerden faydalanılacak; yakın ölçek analizlerde; alan gezisinden toplanan, fotoğraf, video gibi verilerden faydalanılacaktır. Farklı tekniklerde görsel anlatılar; yatay ve dikey düzlemleri anlatan çizimler, serbest çizimler, kolajlar, doğaçlama ifadeler kullanılması beklenmektedir.

Yürütücüler: Ayşe Okudan

a6
CV_foto_ayseokudan.jpg

// A7

Pas, Tuğla ve Bellek: Bir Palimpsest Atlas

Bu atölye, genel etkinliğin ana teması olan “Antroposen’de Palimpsest Kentlere Çoklu Ekolojik Perspektifler”çerçevesinden hareketle, Eskişehir’i sabit, tamamlanmış ve tekil bir mekânsal oluşum olarak değil; tarihsel, kültürel, toplumsal, ekolojik, maddesel ve duyusal katmanların sürekli olarak üst üste yazıldığı, silindiği, dönüştüğü ve yeniden belirdiği dinamik bir palimpsest yüzey olarak ele alır. Eskişehir bu bağlamda yalnızca geçmişin izlerini taşıyan bir arşiv değil; kırılmaların, kayıpların, karşılaşmaların, ekolojik geri dönüşlerin ve henüz gerçekleşmemiş gelecek olasılıklarının birlikte okunabildiği açık uçlu bir üretim alanıdır.
İz, katman, kopuş, süreklilik, çoklu ekolojiler, kentsel bellek, silinme, yeniden yazılma ve gelecek tahayyülleri atölyenin kavramsal omurgasını oluşturur. Antroposen çağında kentler, yalnızca insan eylemlerinin ürünü olan yapılı çevreler değil; insan, insan-dışı varlıklar, iklimsel süreçler, teknolojik altyapılar, ekonomik dönüşümler, politik kararlar ve maddesel kalıntılar arasında kurulan karmaşık ilişkilerin yoğunlaştığı çok katmanlı ekolojik sahnelerdir. Bu nedenle atölye, palimpsest kent fikrini yalnızca tarihsel bir okuma biçimi olarak değil; çoklu ekolojik ilişkileri görünür kılan, maddesel ve duyusal izleri açığa çıkaran, geleceğe dair spekülatif ve sanatsal üretimleri mümkün kılan eleştirel bir tasarım yaklaşımı olarak değerlendirir.
Bu çerçevede Eskişehir, yalnızca fiziksel çalışma alanı değil; palimpsest kenti düşünmek için açılan kavramsal bir eşik olarak yorumlanır. Eskişehir Fabrikalar Bölgesi ise palimpsest kavramının sınandığı, yoğunlaştırıldığı ve sanatsal-tasarımsal bir üretime dönüştürüldüğü arkeolojik bir atlas üretimi olarak ele alınır. Eski endüstriyel üretim yapıları, fabrika kalıntıları, malzeme izleri, boşlukları, terk edilmiş yüzeyleri, gündelik kullanım kırıntıları ve kendiliğinden gelişen ekolojik oluşumlarıyla bölge, Antroposen’de palimpsest kentin okunabileceği güçlü bir deney alanı sunar. Pas, tuğla, beton, metal, toz, çatlak, bitki, gölge ve boşluk; kentin maddesel hafızasını, sosyal geçmişini, ekolojik direncini ve geleceğe dair potansiyel senaryolarını taşıyan üretken izler olarak değerlendirilir.
Atölyenin sanatsal yönü, bu çok katmanlı kentsel okumanın klasik analiz araçlarıyla sınırlı kalmamasında yatar. Katılımcılar; fotoğraf, harita, doku, malzeme, kolaj, pop-up, kısa metin, manifesto ve video aracılığıyla deneysel bir temsil dili geliştirir. Palimpsest Atlas, yalnızca bir dokümantasyon nesnesi değil; kentsel belleği, maddesel izleri ve geleceğe dair çoklu ekolojik tahayyülleri bir araya getiren sanatsal ve eleştirel bir üretim alanı olarak kurgulanır. Atölyenin temel amacı, Eskişehir Fabrikalar Bölgesi’ni endüstriyel kalıntıları ve çoklu ekolojik izleri üzerinden yeniden okumak; geçmişin maddesel tortularını, bugünün kırılgan mekânsal gerçekliklerini ve geleceğin henüz yazılmamış olasılıklarını katmanlı bir atlas, poster ve kısa video aracılığıyla görünür kılmaktır.

Yürütücüler: Gökçe Ketizmen, Eşref Taner İlerde

7_R_Pas, Bellek ve Tugla.png
a7
gökçe ketizmen.jpg
Eşref Taner İlerde Fotoğraf.PNG
8_R_Emsal Dışı.jpg

// A8

Emsal Dışı


Antroposen çağın belirleyici dinamikleri olan ekolojik krizler, yoğun kentleşme pratikleri ve değişen yaşam biçimleri, konut üretimini ve apartman tipolojilerini yeniden düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda atölye, palimpsest kent kavramını; İstanbul bağlamında, farklı dönemlere ait mekânsal, sosyal ve ekolojik katmanların üst üste biriktiği, dönüşen ve yeniden yazılan bir bütün olarak ele almaktadır. 
Özellikle son çeyrek asırda gelişen kentsel dönüşüm süreçleri ile ortaya çıkan ‘tip’ apartman üretimleri içerisinde “emsal dışı” olarak tanımlanan boşluk, ara mekan ve kullanım fazlalıklarının yalnızca teknik ya da imar, mülkiyet hukukuna dair alanlar değil, aynı zamanda alternatif yaşam pratiklerinin, üretim ilişkilerinin ve çoklu ekolojik sistemlerin gelişebileceği potansiyel mekanlar olduğu varsayılmaktadır. Bu doğrultuda atölye, teraslar, balkonlar, açık ve kapalı çıkmalar, çekme mesafeleri, servis hacimleri, ortak kullanım alanları, depolar, çatı katları, açık-kapalı araç park alanları, kat holleri ve kat bahçeleri, yan-arka bahçe gibi emsal dışı mekanları; ekolojik kentsel tarım, organik üretim, kompost döngüsü, su toplama, mikro iklimlendirme, enerji dönüşümleri ve kazanımları ile müşterek yaşam pratikleri üzerinden yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Konutun yalnızca barınma işlevi ile sınırlı olmayan, üretim, paylaşım, bakım ve ekolojik süreklilik ve gereksinimlerle ilişkiler kurabilen bir yaşam organizması olarak ele alınması hedeflenmektedir.
Yüzyüze ve çevrimiçi ortamlarda dört çalışma günü olarak kurgulanan atölye kapsamında öğrenciler ile birlikte araştırma, analiz, haritalama ve spekülatif mekânsal senaryo geliştirme süreçleri üzerinden eskiz, maket ve dijital kolaj gibi anlatılar ile üretimlerin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Atölye içerisinde, İstanbul'un hızla değişen kentsel dönüşüm alanları özelinde kent-doğa, insan, bitki, hayvan, su, güneş, enerji, atık ilişkilerini birlikte düşünen çoklu ekolojik yaklaşımlar üzerinden alternatif konut ve yaşam senaryoları geliştirilecektir. Öğrencilerden, apartman tipolojileri üzerinden bütüncül bir bakış açısı ile ekolojik üretim potansiyellerini görünür kılan deneysel mekânsal öneriler üretmeleri beklenmektedir.

Yürütücüler: Ali Kemal Terlemez, Orkan Güzelci

a8
ali kemal foto 1.jpg
orkan foto.jpg
9_R_Haliç’in İnsansız Adaları.png

// A9

Haliç’in İnsansız Adaları: Kendiliğinden Ekolojiler ve Mikro Hikâyeler

İnsan etkinliğinin gezegenin jeolojik, biyolojik ve iklimsel sistemlerini dönüştürdüğü Antroposen çağında, kentsel mekânın kimler için ve hangi yaşam biçimleri adına üretildiği sorusu giderek daha kritik hale gelmektedir. Bu bağlamda Haliç’te yer alan insansız adalar, İstanbul’un yoğun insan kullanımıyla biçimlenen dokusu içinde, görünürde erişilemeyen ancak insan-dışı yaşamın kendiliğinden örgütlenebildiği ara ekolojik yüzeyler olarak okunabilir. Çalıştay, Haliç’in insansız adalarını “boş”, “kullanılmayan” ya da “işlevsiz” alanlar olarak değil; kuşların, yosunların, istilacı bitkilerin, mikroorganizma kolonilerinin, sürüklenen plastiklerin, paslı metal parçalarının, tortunun, suyun ve rüzgârın birlikte iz bıraktığı çok katmanlı kentsel palimpsestler olarak ele alır. İnsan erişiminin sınırlı olduğu bu alanlar, başka yaşam biçimlerinin nasıl belirdiğini ve kendi ritimlerini nasıl kurduğunu gözlemleme imkânı sunar.
Bu adalarda insan merkezli bir gündelik hayat yoktur; ancak tekrar eden rotalar, beslenmeler, beklemeler, sürüklenmeler, çürümeler ve yuvalanmalar vardır. Bir martının sürekli aynı noktaya konması, rüzgâr yönünün plastikleri belirli kıyılarda biriktirmesi, yosunun yüzey boyunca yayılması ya da gelgit izlerinin görünmez sınırlar oluşturması, bu alanların kendine özgü zamansallığını üretir. Böylece adalar, insan-dışı aktörlerin, geçici karşılaşmaların ve kırılgan ekolojik ilişkilerin oluşturduğu mikro hikâyeler alanına dönüşür.
Arne Naess’in derin ekoloji yaklaşımı, bu tartışma için önemli bir düşünsel zemin sunmaktadır. Naess’e göre insan dışındaki varlıklar da kendi başlarına bir varoluş değerine sahiptir ve ekolojik düşünce, insanı merkeze yerleştiren hiyerarşik bakışı sorgulamalıdır. Bu doğrultuda çalıştay; Haliç’in insansız adalarıyla uzaktan gözlem, yaklaşma, uzaklaşma, haritalama, duyumsama, çizme, kayıt etme, dinleme ve katmanlarını açığa çıkarma gibi farklı temas yöntemleri aracılığıyla ilişki kurmayı önerir. Amaç, bu adalardaki mikro hikâyeleri okumak, görünür kılmak ve yeniden anlatabilmektir.
Bu çerçevede Haliç’in insansız adaları, İstanbul’un palimpsest yapısı içinde geçmişin izlerini, bugünün ekolojik kırılganlıklarını ve gelmekte olanın olasılıklarını birlikte barındıran deneysel alanlar olarak okunur. Çalıştay, ütopyacı ya da distopyacı; kronikleşmiş gelecek anlatılarının ötesinde, insan-merkezsiz, çok sesli ve kırılgan birlikte-oluş biçimlerini tartışmaya davet eder. Böylece kent, yalnızca insanın yazdığı bir metin olmaktan çıkar; görülmeyen, duyulmayan ve çoğu zaman temsil edilmeyen başka yaşamların da iz bıraktığı çoğul bir ekolojik anlatıya dönüşür.

**Çalıştay süreci, Eylül ayının son haftası ile Ekim ayının ilk haftasında, hafta sonları ve belirlenen hafta içi akşamlarında yürütülecek şekilde planlanmıştır; kesin tarihler katılımcılarla birlikte belirlenecektir. Çalışmanın gözlem alanı olarak Haliç seçilmiş olup süreç kapsamında en az iki gün alan gezisi gerçekleştirilecektir. Diğer buluşmalar ise sürecin ihtiyaçlarına göre fiziksel stüdyo/üretim ortamlarında ve çevrimiçi platformlarda (Zoom, Microsoft Teams vb.) yürütülecektir. Alan çalışmaları ve yüz yüze buluşmalar nedeniyle, İstanbul içinden katılım sağlayabilecek adaylara öncelik verilecektir.

Yürütücüler: Ekin Girgin, Burak Çıkırıkçı

a9
ekin girgin foto.png
Burak Çıkırıkçı_Foto.jpg

Atölye Yürütücüleri:

eda şarman
eda şarman
eda şarman.jpeg

Eda Şarman

Eda Şarman, sanat pratiğinde doğayı rehber olarak alır ve sistemler ile ekosistemler arasındaki ilişkileri araştırır. Bedenlenmiş bilgiye dayanarak, gözlemlerini teknolojiyle iç içe geçirir, doğayı dokur ve bizi çevreleyen ritimleri arar. Birbirine bağlı ve karşılıklı bağımlı varoluşumuzun iç içeliğini anlamakla ilgilenen Eda Şarman, yeryüzünü bedenlenmiş ve materyali canlı olarak algılama yöntemleri geliştirir. 2016'da Pratt Enstitüsü'nden Mimarlık lisansı ve 2019'da Royal College of Art'tan Hareketli Görüntü yüksek lisansı derecelerinden ilhamla, bilimi mitikle, dijitali fizikselle harmanlar. Güncel olarak İstanbul'daki stüdyosundan çalışıyor, ve İstanbul'un su sistemleriyle su ekolojisi üzerine Özyeğin Üniversitesi Tasarım, Teknoloji ve Toplum alanında doktorası üzerine çalışıyor.

arzu il varol
arzu il varol.jpeg

Arzu İl Varol

Arzu İl Varol, çalışmaları mimarlık düşüncesi tarihi, modernlik deneyimi ve zamansal-mekânsal dönüşümler ile ütopya ve gelecek tasavvurları üzerine odaklanan; özellikle Osmanlı ütopizmi üzerine yoğunlaşan bir mimarlık araştırmacısıdır. Lisans eğitimini 2002 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tamamlamış; yüksek lisansını aynı üniversitede, doktorasını ise 2023 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Akademik kariyerine 2003 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak başlamış, 2007–2011 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde görev yapmış ve ardından ESOGÜ’deki görevine devam etmiştir. 2009–2010 yılları arasında SALT Araştırma bünyesinde Sedad Hakkı Eldem Arşivi’nin tasnif ve kataloglanması sürecinde araştırmacı olarak yer almıştır. Çalışmaları temel tasarım eğitimi ile de kesişmekte olup, 2014 yılından bu yana ESOGÜ Mimarlık Bölümü’nde Tasarıma Giriş, Mimari Proje, Sanat Tarihi ve Çağdaş Mekân Eleştirisi gibi teorik ve uygulamalı dersler yürütmektedir.

ebru yetkin karabağ
ebru yetkin karabağ.jpg

Ebru Yetkin Karabağ

Ebru Yetkin Karabağ, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi Mimarlık Bölümünden mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimini 2015, doktora derecesini ise 2022 yılında Gazi Üniversitesinde tamamlamıştır. 2014 yılından bu yana Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmaktadır. Akademik çalışmalarını “eleştirel mekân üretimi, kolektif bellek, kent hakkı ve mimarlık eğitimi” ekseninde sürdürmektedir. Özellikle mekânın toplumsal bağlamı, kamusal alanın dönüşümü ve tasarım pedagojisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Mesleki pratiği kapsamında ulusal ve uluslararası mimari proje yarışmalarına katılarak çeşitli ödüller kazanmış, jüri üyeliği ve danışmanlık yapmıştır. Akademik üretim ile tasarım uygulama süreçlerini birleştirmekte, stüdyo ortamında katılımcı ve deneysel metotları desteklemektedir. Lisans düzeyinde “Tasarıma Giriş, Mimari Proje, Anlatım Teknikleri, Mimari Görselleştirme, ve Bilgisayar Destekli Tasarım” gibi derslerin yürütücülüğünü yapmaktadır.

ipek avanoğlu
ipekavanoglu_lee.jpg

İpek Avanoğlu

İpek Avanoğlu İstanbul merkezli mimar-araştırmacıdır ve İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi ve mimari proje stüdyo/ders yürütücüsü olarak çalışmaktadır. Araştırma alanı ve çalışmaları yakın zamanda tamamladığı ‘bağ kurma pratikleri’ üzerine tamamladığı doktora tezine dayanır, ve yerle/yer içindeki ilişkileri yeniden düşünmek için kuram ve çizim araştırma yoluyla ‘bağ kurma’yı mekansal pratik olarak ele alma olasılıklarını inceler (İTÜ, 2025). Çizim araştırması projeleri uluslararası dergilerde yayınlanmış ve Angels & Angles Pavilion (Kopenhag, 2024) ve CA2RE Sempozyumları (Aarhus, 2023 ve Delft, 2022) gibi uluslararası sergilerde yer almıştır. Çizim araştırması pratikleri üzerinde Arts Letters & Numbers’da atölyeler yürütmüş, ve grup sergileri koordine etmiştir. Yüksek lisans derecelerini The Cooper Union’da (2014) ve İTÜ Mimari Tasarım programında (2013), lisans derecesini İTÜ Mimarlık Bölümü’nde (2011) tamamlamıştır. 

elif adıgüzel
elif adıgüzel.jpg

Elif Adıgüzel 

Elif Adıgüzel, Cambridge merkezli bir araştırmacı ve tasarımcıdır. Araştırmaları, mimarlık alanında disiplinlerarası, feminist ve yeni-materyalist yaratıcı pratiklere odaklanmaktadır. Sömürüye dayalı pratikler nedeniyle kırılganlaştırılmış coğrafyalarla birlikte düşünerek mimarlığın etik yanıt-verebilirliklerini araştırır. Yere özgü ve pratik-temelli yöntemler aracılığıyla, geç-liberal ve kapitalist yönetim biçimlerinin yer, altyapı ve yaşam–yaşam-olmayan arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirdiğini incelemek üzere feminist figürasyonlar geliştirir. Loughborough Üniversitesi Mimarlık Bölümünde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Daha önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nde dört yıl boyunca araştırma görevlisi olarak çalışmış; mimari tasarım eğitimi ve araştırmalarına katkıda bulunmuştur.

bahar avanoğlu
BaharAvanoglu.jpg

Bahar Avanoğlu

Bahar Avanoğlu, mimarlıkta ezoterik çizim pratikleri ve sanatsal araştırma yöntemleriyle ilgilenen bir mimar-araştırmacı. Çalışmaları, mimarlıkta bedenli çizim pratiklerini araştırır, karşılıklılık kuran sesli çizim pratikleri geliştirir. Makaleleri ve araştırma projeleri Drawing Matter, Daidalos, WAAC (ABD) dahil olmak üzere uluslararası alanda yayınlandı ve sergilendi. Arts Letters & Numbers'da atölye çalışmaları yürüttü ve İstanbul'da çizim araştırma pratiği üzerine grup sergileri (UnBuildings, 2024) düzenledi. 2017 yılında DrawingConstructions adlı çok sesli çizim projesini kurdu. Şiir/Mimarlık: Binanın İhlali (İstanbul: İletişim Yayınları, 2021) kitabının editörü. İTÜ'den doktora (2024), The Cooper Union'dan M.Arch.II (2014), İTÜ’den M.Sci. (2013) ve B.Arch. (2011) derecelerini aldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi ve MEF Üniversitesi'nde mimari tasarım ve çizim stüdyolarında yürütücülük yapıyor.

idil erdemir kocagil_foto_IAPS-CS.jpg

İdil Erdemir Kocagil 

İdil Erdemir Kocagil, lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans çalışmalarında geleneksel konutların sürdürülebilir tasarım ilkeleri üzerine yoğunlaşmış, 2022 yılında İTÜ Yapı Bilimleri Programı’ndan “Konut Yerleşmelerinin Tasarımında Enerji ve Günışığı Performansını Değerlendirmeyi Hedefleyen Parametrik Bir Model Önerisi” başlıklı teziyle doktora derecesini almıştır. 2014–2021 yılları arasında İTÜ’de araştırma görevlisi olarak görev yapmış ve farklı üniversitelerde mimari tasarım stüdyoları yürütmüştür. 2023 yılından itibaren Özyeğin Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. Son dönem araştırmaları, yapay zeka destekli tasarım süreçleri ile performans odaklı tasarım yaklaşımlarının kesişimine odaklanmaktadır. Tasarım stüdyosunu deneysel bir öğrenme ve araştırma ortamı olarak kurgulamaktadır.

idil erdemir kocagil
mehmet emin bayraktar
mehmet_emin_bayraktar.png

Mehmet Emin Bayraktar

Mehmet Emin Bayraktar, Özyeğin Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesinde Dr.Öğretim Üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Araştırma konuları arasında bilgisayar destekli tasarım, parametrik modelleme, yapay zekâ destekli tasarım süreçleri ve VR/AR ortamları yer almaktadır. Mimarlık eğitiminde üç boyutlu modelleme, oyun geliştirme platformları ve yapay zekâ tabanlı üretim araçlarının kullanımına odaklanmakta; tasarım stüdyosu, hesaplamalı tasarım ekseninde dersler yürütmektedir. Güncel çalışmaları, el eskizlerinin yapay zekâ destekli fikir geliştirme süreçlerindeki rolü, VR tabanlı mekânsal deneyimlerin değerlendirilmesi ve yapay zeka destekli imaj üretim yöntemleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Kurucusu olduğu mmnAD mimarlık bürosu ile profesyonel çalışmalarda bulunmuştur.

gülbin lekesiz
gulbin_lekesiz-2.png

Gülbin Lekesiz 

Gülbin Lekesiz, Özyeğin Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimari Tasarımda Bilişim Programı'nda doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Lisans ve yüksek lisans derecelerini İstanbul Teknik Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma ilgi alanları arasında mimari tasarım eğitimi, yapay zeka destekli tasarım süreçleri ve spekülatif mekanlar yer almaktadır. Çalışmaları ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmıştır. Farklı akademik ve kültürel ortamlarda yapay zeka destekli tasarım, spekülatif mekan üretimi ve dijital oyun tasarımı atölyeleri yürütmüştür. Ulusal ve uluslararası mimari proje yarışmalarında ekip üyesi olarak yer almış; aralarında uluslararası bir yarışmada alınan birincilik ödülünün de bulunduğu çeşitli tasarım ödülleri kazanmıştır.

can müezzinoğlu
can_muezzinoglu_vesikalık.png

Can Müezzinoğlu

Can Müezzinoğlu, lisans diplomasını 2020 yılında Özyeğin Üniversitesi İngilizce Mimarlık Bölümü’nden yüksek onur derecesi ile almıştır. Yüksek Lisansını İTÜ Mimari Tasarımda Bilişim Programı’nda 2024 yılında tamamlamış, aynı programda Doktora sürecine devam etmektedir. 2022 yılından beri, Özyeğin Üniversitesi Mimarlık Bölümü bünyesinde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Araştırma alanları; mimari tasarımda bilişim, mimari tasarımda yapay zekâ ve tasarımda biliştir. Can Müezzinoğlu’nun kişisel web sitesine link üzerinden ulaşılabilir: https://www.speculativearch.com/ 

CV_foto_ayseokudan.jpg

Ayşe Okudan Mutlu

2013 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun olmuştur. 2014’ten beri çeşitli üniversitelerde araştırma görevlisi, öğretim görevlisi olarak çalışmış; mimarlık ve iç mimarlık alanında dersler vermiştir. Mimarlık-kent mekanı üzerine çalışan araştırmacı, 2019 yılı IAPS kapsamında gerçekleştirilen, Güher Tan ile beraber yürütücülüğünü üstlendiği “Kent Hali Atölyesi”nden sonra araştırma alanını kent-doğa ilişkileri üzerine yönlendirmiştir. 2025 yılı Eylül ayında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Mimari Tasarım Sorunları Doktora Programı’ndan “Kent-Doğa İkiliği: Mekansal Sınırlandırmalar ve Potansiyeller Bağlamında İstanbul’a Bir Yaklaşım” isimli teziyle mezun olmuştur. 2025 Ekim ayında İstanbul Bienali kapsamında “Bitmeyen Şehir: İstanbul” sergisinin küratörlüğünü üstlenmiştir. 2026 yılı itibariyle İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmakta, mimarlık alanında dersler vermektedir.

ayşe okudan mutlu
gökçe ketizmen.jpg

Gökçe Ketizmen

Prof. Dr. Gökçe Ketizmen , Anadolu Üniversitesi Mimarlık Bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra 2010 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimari Tasarım Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlamıştır. 2001-2007 tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve İstanbul Bahçeşehir Üniversitelerinde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra yaklaşık 3 yıl süreyle mimari proje ofislerinde yönetici mimar olarak görev almıştır. 2012 yılından itibaren Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan araştırmacı, 2016-2017 yılları arasında Almanya Hannover Leibniz Üniversitesi 20/21. yy Mimarlık ve Sanat Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olarak Mimarlıkta Reflektivite ve Günter Behnisch konularında araştırmalar yapmıştır. Mimarlık eğitimi, yaratıcılık, tasarım düşüncesi ve tasarım teorisi alanlarında çalışmalarının yanı sıra ulusal mimari proje yarışmalarında çeşitli ödülleri bulunmaktadır. 

gökçe ketizmen
eşref taner ilerde
Eşref Taner İlerde Fotoğraf.PNG

Eşref Taner İlerde

Lisans eğitimini 2009 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde tamamlamış; yüksek lisans derecesini 2019 yılında, gündelik hayatın yeniden üretimi bağlamında mimari tasarım ve yönetişim süreçlerinin mekân üzerindeki etkisini inceleyen tezi ile almıştır. Tepebaşı Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nde müdür vekili olarak görev yapmaktadır. 2020 yılından itibaren Eskişehir Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi mimarlık bölümlerinde mimari proje stüdyolarında misafir öğretim görevlisi olarak görev almakta; tasarım odaklı stüdyo yürütücülüğü yapmaktadır. 2024 yılı itibarıyla Eskişehir Teknik Üniversitesi'nde doktora çalışmalarını “Mekânsal Eşikler, Entropi ve Görsel Veri Tabanlı Kentsel Tasarım Yaklaşımı” çerçevesinde sürdürmektedir. Eskişehir merkezli kültür-sanat inisiyatifi OpusOnbir’in kurucu ortağıdır. Uzmanlık alanları; mimari ve kentsel tasarım, kentsel mekânda sosyo-politik araştırmalar ve mekânsal karar süreçlerinde sürdürülebilirlik ve dirençliliktir.

ali kemal terlemez
ali kemal foto 1.jpg

Ali Kemal Terlemez

Ali Kemal Terlemez, mimar ve araştırmacıdır. Kurucusu olduğu Ofistab bünyesinde mimari tasarım, proje ve uygulama pratikleri yürütmektedir. 2022 yılında doktora çalışmasını Özyeğin Üniversitesi, Tasarım, Teknoloji ve Toplum Doktora Programı’nda tamamlamıştır. Mimarlık ve katılımcılık kavramları üzerinden çeşitli araştırmalar sürdürmektedir. Bu bağlamda çeşitli atölye çalışmaları yürütmektedir. 2013 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Programı'nda tamamlamış olduğu yüksek lisans eğitimi sırasında 2012-2013 yılları arasında Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimine devam etmiştir. 2010 yılında lisans eğitimini tamamlamış olduğu İstanbul Kültür Üniversitesi’nde 2010-2018 yılları arasında araştırma görevlisi olarak çalışmıştır. Bu süreç içerisinde çeşitli işbirlikleri ile mimari proje yarışmalarına katılmış, atölye ve çalıştaylarda yürütücülük yapmıştır. Özyeğin Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mimarlık Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak stüdyo yürütmektedir. Aynı zamanda çeşitli üniversitelerde dersler vermekte ve jüri üyelikleri yapmaktadır.  

orkan foto.jpg

Orkan Güzelci

Orkan Zeynel Güzelci, Mimarlık lisans derecesini (2010) İstanbul Kültür Üniversitesi’nden (İKÜ), Mimari Tasarım Programı’nda yüksek lisans derecesini (2012), Mimari Tasarımda Bilişim Programı’nda doktora derecesini (2018) İstanbul Teknik Üniversitesi’nden (İTÜ) ve doktora sonrası sertifikasını (2021) Porto Üniversitesi’nden almıştır. Halen İTÜ’de doçent olarak görev yapmakta ve FAUP + DFL/CEAU’da araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

orkan güzelci
ekin girgin
ekin girgin foto.png

Ekin Girgin

Ekin Girgin, Haliç Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta, eş zamanlı olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Mimari Tasarım Doktora Programı bünyesinde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Lisans eğitimini 2017 yılında Özyeğin Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde tamamlamıştır. 2019 yılında, “Cinematographic Narrative in Interior Design Pedagogies” başlıklı teziyle İstanbul Teknik Üniversitesi İç Mimari Tasarım Uluslararası Yüksek Lisans Programı'ndan mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitiminin bir dönemini Hochschule für Technik Stuttgart’ta gerçekleştirmiş ve kentsel iç mekânlar üzerine çalışmıştır. Ulusal ve uluslararası birçok atölyede hem katılımcı hem de yürütücü olarak görev almıştır. Başlıca çalışma alanları; mekânsal atmosfer ve deneyim, tasarım pedagojileri, sinematografik anlatı ve temsil yöntemleri ile mimari tasarımda kuram ve eleştiridir.

burak çıkırıkçı
Burak Çıkırıkçı_Foto.jpg

Burak Çıkırıkçı

2016 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu. Aynı kurumda mimari tasarım alanındaki doktora çalışmalarını sürdüren Burak Çıkırıkçı, mezuniyetinin ardından pek çok ulusal ve uluslararası yarışma projesinde çeşitli dereceler alarak mesleki pratiğini akademik bir zemine taşımıştır. Çalışma alanları mimari yarışmalar, toplumsal ekoloji ve mimarlık pedagojisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Teorik araştırmalarını eğitim modelleri ile ilişkilendiren Çıkırıkçı, 2019 yılından bu yana Haliç Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak akademik çalışmalarına devam etmektedir.

bottom of page